Pazar, Mayıs 16, 2010

Dikkat Mektup Var...

Size bir kadın anlatmak istiyorum. Kara gözlü, kara kaşlı güzel bir kadın. Benim için özel bir kadın.

Hikaye bu ya bir zamanlar çok güzel bir kız varmış. Simsiyah gözleri ve upuzun siyah saçları olan bir kız. O kadar güzelmiş ki dönen bir daha bakar bakmaya doyamazmış. Çok isteyenler olmuş ama bu kızın bir sevdiği varmış. O kadar çok sevmiş ki sevdiği adam için eğitiminden vazgeçmiş ve gencecik bir yaşta evlenmiş. Bundan sonrası da zaten hiç kolay olmamış. Zorlu bir hayat mücadelesine girişmişler karı koca. Bu zorlu dönemde hayatlarına renk getiren iki çocuk sahibi olmuşlar. Biri erkek biri kız. O güzel kadın bu zorlu dönemlerde bu çocuklarla hayata daha sıkı bağlanmış. Hayata karşı daha güçlü, daha dik durmayı onlarla öğrenmiş. Ve her geçen gün çocuklarıyla birlikte büyümüş o da.

Gel zaman git zaman bu güzel kadının biricik kızı hastalanmış. Doktor doktor gezilmiş ama ne çare kesin bir sonuç alınamamış. Kızı hayattan kopmuş durumdayken onu yeniden hayata bağlamak için binbir uğraşla didinmiş. Kızını bir bebek gibi itinayla sarıp sarmalamış. Onun hiç usanmadan eli kolu olmuş. Kısacası kızı istemiş, o yapmış.

Ama ''kara gün kararıp kalmaz'' derler ya kızının hastalığının teşhisi konmuş. Kız yavaş yavaş canlanıp eski sağlıklı günlerine dönerken annesi kızının yeniden hayata tutunuşunu büyük bir mutluluk ve dikkatle izlemiş. İzlemiş ki kızı yeniden takılıp sendelediğinde onu tutabilsin. Hastalandığı zamana takılıp kalmasın ve yeniden ayağa kalkabilsin diye.

Şimdi ise bu kadın çok mutlu. Çünkü kızı artık sağlıklı ve ailesi huzur içinde. Yaşadıkları, ondan yaşayamadığı yılları çalsa da hiç yakınmadı. Sadece her zaman yaptığını yaptı bizleri, ailesini sevdi.

Bu kadın kim mi? İşte bu kadın benim annem. Benim kahraman annem.

Her zaman yanımda olan ve olacağını da bildiğim muhteşem kadın doğum günün kutlu olsun...

Çarşamba, Mayıs 05, 2010

Hıdırellez...


Yarın Hıdırellez günü.Dilekler tutulup ateşler yakılacak.Ve doğanın yeniden canlanması kutlanacak.Peki hiç Hıdırellez gününün nereden geldiğini merak ettiniz mi??
İşte yanıtı:
Hıdırellez günü aslında Hıdır ile İlyas'ın birbirine kavuştuğu gün olarak kutlanıyor.İslamiyette böyle bir bayram olmasa da Kuran-ı Kerim'de Keyf Süresi’nin” 65-82. ayetlerinde Hızır'dan(yani diğer söyleyişle Hıdır'dan)bahsedilmektedir.Rivayete göre ise Hıdır ile İlyas efsanesi şöyledir:
Hızır ve İlyas, Büyük İskender’in ordusundaki iki askerdir. Büyük İskender bir gün ordusuyla birlikte ölümsüzlük suyunu(Ab-u Hayat) aramaya çıkar. Ve bir müddet sonra “Karanlıklar ülkesine”dalarlar.Yolculukta, Hızır ve İlyas diğer askerlerden ayrılmıştır.Bir su başında durup, yemek için kurutulmuş balık çıkarırlar. Tam bu esnada deniz suyu balığa sıçrar, balık canlanır ve suya atlar. Böylece Hızır ve İlyas ölümsüzlük suyunu bulmuş olurlar. Bu sırada bir melek gelir. Hızır ve İlyas’ın kıyamete kadar yaşayacaklarını, fakat Hızır’ın karada, İlyas’ın denizde ihtiyacı olanlara yardım edeceklerini bildirir.Bundan dolayıdır ki Hıdır Ellez'in insanların arasına karışarak mucizevi yardımlarda bulunduğuna her zaman inananılır.''Kul sıkışmayınca Hızır yetişmezmiş''veya''Hızır gibi yetişti''söylemleri de bundan dolayı hala kullanılmaktadır.
Bu efsanenin sonunda da Hızır ile İlyas'ın yılda bir defa (6 Mayıs gününün gecesi), bir gül ağacının dibinde buluştuklarına inanılır.O nedenle de her yıl 6 Mayıs Hıdır Ellez (hızır-İlyas) günü olarak kutlanır.